Çevremiz toprağında bitkiler için
çeşitli madensel besinler bulunur. Her mevsim yeterince
yağışlıdır. Dondurucu ve kavurucu olmayan ılık iklimi çeşitli
bitkilerin yetiştirmesine hizmet eder. Bundan dolayı orta
kuşakta yetişen her çeşit bitki yetişir. Sıcak kuşakta yetişen
çaydan, Alp dağlarında yetişen selajinel yosunlarına kadar
çeşitli bitkilere rastlanır.
Ekonomik
değer taşıma bakımından fındık başta gelir; bunu mısır, çay,
meyveler, çeşitli sebzelerle endüstri ve diğer işlerde
kullanılan bitkiler takip eder. Ormancılık büyük önem taşır.
Hayvancılığın ekonomiye büyük katkısı vardır.
HAYVANCILIK
İklim, mera
ve gübreli bahçe altlarında yetişen otların bolluğu hayvancılığa
geçim kaynağı gözüyle bakabileceğini müjdeliyorsa da bugünkü
hayvancılık tekniği, Pazar, yol, süt mahsullerini değerlendirme
imkanları olmaması bu durumu engellemektedir.
Halkın
ihtiyaçlarına göre sığır,davar, kümes hayvanları, gücünden
faydalanılan hayvanlarla diğer evcil hayvanlar
yetiştirilmektedir. Bölgemizde geniş meralar olmadığından
hayvancılık ileri düzeyde gelişmemiştir.
Her köy
evinde sığır beslenir. Sığır yetiştiriciliği küçük aile
işletmeciliği şeklinde bitkisel üretim faaliyetleri sonucu elde
edilen kaba yemi (özellikle mısır sapı) değerlendirmek ve
ailenin süt ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılmaktadır.
Çiftler, kende arazisinde elde ettiği kaba yemin yeterli
olmaması durumunda komşu çiftlerden kaba yem satın
alabilmektedir. Sığır yetiştiriciliği azaldığından dolayı, eski
yıllarda olduğu gibi yaylalara çıkarılmamaktadır. Yetiştirilen
sığırlar, yerli ırkların karışmamasından meydana gelmiş, yerli
melez sığırlardır. Suni tohumlama ile Jersey sığırlarının türü
geliştirilmiştir. Son yıllarda da holştayn sığırlarının
türlerinin de arttığını görmekteyiz. Manda eski yıllarda birkaç
adet olmasına rağmen bu gün yoktur. Sığırlar daha çok sütü
sonrada eti için beslenir.
ORMANCILIK
Görele’de
iklim ve toprağın uygunluğu ormanın tabi olarak yetişmesini
sağlamıştır. En çok yetişen ağaç cinsi kayıngiller olup bunu
takiben çam, meşe, yaykın, kızılağaç, kestane, ladin ve
taflandır. Orman altı ürünü olarak avu denen çalılardan bol odun
elde edilir. Görele’de dört orman bölgesi vardır. Bunlar: Görele
merkez 13258 hektar olup bunun üçte ikisi orman, üçte biri
açıklıktır; alimeydan (sis) Dağı, 15734 hektar ormanlık olup,
bunun altında biri orman geri kalan açıklıktır. Çömlekçi, 9115
hektar ormanlık sahasının, üçte biri orman, üçte ikisi açık
sahadır. Kahraman dere, 1046 ormanlık olup, dörtte üçü orman,
geri kalanı açıklıktır.
Günümüzde
ormancılık, Görele ekonomisine az oranda ekonomik katkı
sağlamaktadır.
SU
ÜRÜNLERİ
Görele bir
sahil ilçesi olması sebebiyle balıkçılık, Görele ekonomisinde
önemli bir yer tutmaktadır. Görele’nin 10 km’lik sahil şeridi
bulunmaktadır.
Ayrıca son
yıllarda Kaynak Kullanımı Destek Fonu (KKDF) prim uygulaması ile
Kültür Balıkçılığı’nda da önemli bir ilerleme sağlanmıştır. 1997
yılı itibariyle il genelinde toplam 65 adet kayıklı alabalık
tesisinin 7 adeti Görele’de bulunmaktadır.
FINDIK
Bazı
kaynaklar fındığın Anadolu’dan bütün dünyaya yayıldığını söyler.
Bazı kaynaklar ise fındığın Orta Asya’dan Karadeniz sahillerine
göçler yoluyla Türkler tarafından getirildiğini, daha sonra
Avrupa’ya götürüldüğünü ifade eder. Bunun içinde “Yağ Taşı-
Yağmur Taşı” adlı efsane ile “Bugu Tekin” efsanesini kanıt
olarak gösterirler. Bu efsanelerde, fındık ağacı kutsal olarak
Tanrı’nın nurunun ilk defa fındık ağacı üzerine indiği
bildirilmektedir.
Fındık
kelimesi Türkçeye muhtemelen Türklerin Anadolu’ya yerleşmesinden
sonra girmiş olmalıdır. Kelime daha sonra Arap dilinde “bunduk”
tarzında söylenmiş ve yerleşmiştir.
Başta
Hıristiyanlık olmak üzere bütün dinler fındığı kutsal meyve
saymıştır. 4000 yıl önce Orta Asya’dan getirilerek çevremizde
yetiştirildiği anlaşılmaktadır. Ksenofon “Onbinlerin Rich
atı” adlı eserinde kapalı şekilde fındığa değinmektedir.
Yunanlı hekim Dioscorides de kitabü’l-Haşayış adlı
eserinde fındıktan yapılan ilaçlardan bahsedilmektedir. Fındığı
Romalılar Görele’den İtalya’ya oradan da İspanya’ya
ulaştırdılar.
İspanya kralı
Henry’nin Timur’a gönderdiği Klaviyo, Semertkan dönüşü, Pontus
devleti başkenti Trabzon’dan 1405 yılında İstanbul’a hareketinde
fındık dolu bir gemi ile yola çıktığını seyahatnamesinde
yazmaktadır. Türkiye’den ilk kabuklu fındık ihracatını 1773
yılında Rusya’ya, 1792 yılında Romanya’ya, 1851 yılında
İngiltere’ye 1871 yılında da Belçika’ya yapılmıştır.
Yaklaşık 5000
yıldır bilinen fındığın vatanı Anadolu’dur. M.Ö. 400’de Pontus
kıyılarından geldiği için Pontus cevizi adını almıştır. Sicilya
ve İspanya’ya Araplar tarafından götürülmüştür. Yeryüzünde 36-41
derece kuzey enlemlerinde kendine özgü iklim koşullarında
yetişebilen fındık, deniz kıyısından en çok 30 km içeride veya
750-1000 metreyi geçmeyen yerlerde ürün vermektedir. Dünya
yıllık fındık üretiminin %67-75’i Türkiye’nin Karadeniz
kıyılarında yapılmaktadır. İtalya, İspanya ve Amerika fındık
yetiştiren diğer ülkelerdir. Türkiye’nin en çok yağı alan
bölgesi Karadeniz’de arazi fazla eğimlidir. Toprağın yapısı ve
iklim koşulları Karadeniz Bölgesi’nin önemli bir kısmında fındık
dışında başka bir tarıma izin vermemektedir. Fındık, erozyon
tehlikesi ile karşı karşıya olan bölgede verimli toprakların yok
olmasını engelleyip çevreye olumlu katkı sağlamaktadır. Ayrıca
bölgedeki fabrikaları doğal çevrenin bozulmasını neden olan
fiziksel ve kimyasal atıklar ortaya çıkarmaz. Fındık tarımı
genellikle küçük arazilerle ve aile işletmeciliği biçiminde
yapılmaktadır. Türkiye’de yaklaşık altıyüzbin hektar arazide
dörtyüzbin çiftçinin fındık üretimi ile uğraştığı bilinmektedir.
Fındık yetiştirildiği bölgelerde doğrudan yada dolaylı olarak
sekiz milyon insanın ilgilendirmektedir.
Potasyum,
magnezyum ve kalsiyum içeriği yüksek, sodyum miktarı düşük olan
fındığın, kemik gelişimi ve sağlığı ile kan basıncını
düzenlenmesinde büyük önemi vardır. Bu açıdan fındık, sağlıklı
yaşam için önemli bir besin kaynağıdır.
Görele’de
fındık 7134 hektarlık alanda yetiştirilmektedir ön önemli gelir
kaynağı olup ihraç maddelerinin başında gelir. Ilıman iklimi
sever. Deniz seviyesinde 450 metre yüksekte verimliliği
tehlikeye düşer. 750 metreden daha yüksekte yetişmez denizden 30
km uzakta hiç olmaz.
Fındık
İhracatçıları Birliği‘nden alınan bilgiye göre 1 Eylül 1997- 26
Aralık 1997 tarihleri arasında 114.624, 5 ton iç fındık ihraç
edilerek karşılığında 420 milyon 417 bin 19 dolar gelir
sağlandı…