|
TÖRE
VE TÖRE DÜZENİ
Töre
Törenin sözlük anlamı "kanun,nizam ,yasa "dır.Töreye uygun
olmayan hareket ve davranışlarahlak dışıdır.
Toplum nesillerden beri öyle yapıla gelmiş,yaptırım gücü
gelenek ve göreneklere göre daha fazla olan bu tutum ve
davranışları töre olarak kabul etmişlerdir.İyi davranışları
kendine mal ettiği gibi kötü olaylarıda redddetmiştir.
Asker ailelerine yardım etmek,bir düğünde el birliği
yapmak,işleri paylaşmak ,fındık toplamalarda imecelere
katılmak ,parasal yardımlarda bulunmak vb.iyi davranışlara
örnek törelerdir.Hırsızlık,bir kadın ile erkeğin yasak
ilişkisi törelere ters düşün çirkin davranışlardır.Kişi
zamanla cezasını ceksede köylünün zihninden silimez ve
toplum bu tür kişilere kötü gözle bakıp onları dışlar.
Görele2de günümüzde yaotırım güce kuvvetli töre
yoktur.Töreler nesilden nesile aktarılarak ve günümüz
şartlarına uygun hale getirilerek gelenek ve adet halini
almıştır.Törenin uygulanmaması halinde devreye giren
cezalandırıcı özellik ortadan kalkmışsadece ayıplama ve
toplum dışı edinme özellikleri kalmıştır.
İMECE
Bugün töre olarak kabul edilmeyen sadece karşılıklı
yardımlaşmak için yapılan ve kişi isteğine bağlı imeceler
uygulamaların en güzel örneklerinden biridir.
İmece,beraber birçok kimsenin toplanıp,elbirliği ile bir
kişinin işi ni görmesi ve herkesin işinin sıra ile
bitirilmesidir.İmecede konu komşu toplanıp işleri el birliği
ile yaparlar.Böylece işlerini kısa sürede bitirirken hoşca
vakit geçirilerek manevi yorgunluk da duyulmaz.
Yöremizde yapılan imeceler: Bel imecesi, ekin imecesi, mısır
soyma imecesi,fındık toplama ve fındık soyma imecesi gibi
sayabiliriz.Bu imeceler geleneklerimizde eski işlevselliğini
yitirmiş gibi görünmektedir.
Bel
İmecesi
İmece sahipleri komşularını imeceye akşamdan
çağırır.Çağıranlar ertesi sabah iş yerine belleri ile
birlikte gelir.Çalışmaları akşama kaddar sürür.Öğle yemeği
imece sahibi tarafından verilir.
Ekin
İmecesi
Kuşluk vaktine kadar sürer,yemeksizdir.Mısır tarla üzerine
atıldıktan sonra bir kenardan kazılmaya başlanır.Bu imeceden
muhakkak bir kemençeci kemençeye uyarak türkü
söyler.Kazmalar hep birlikte iner istekle çalışılır.
Mısır Soyma İmecesi
Gece yapılan bu imecede gençler çok heyecanlı olan tura
oyununu oynarlar.
Fındık Toplama ve Soyma İmecesi
Fındık toplama imecesi günümüzde eski işleviyle kalan tek
imece türlerinden olup ,fındık soyma imecesi ise eski
işlevini teknolojiye , fındık soyma makinalarına
bırakmıştır.
KONUK AĞIRLAMA
Yöremizde konuk "Tanrı misafiri"dir.Evler küçük olduğundan
konuk odalarına rastlanılmaz;ama elden geldiğince misafir
rahat ettirilmeye çalışılır.Bazı köylerimizde köy konakları
vardır.Misafirler burada ağırlanır.
Yazın konuklar eğer günlük oturmaya geldilerse evin önündeki
bahçede ağırlanır.O kişiye , evde yakınlık gösterilir ve
ailenin gücünün üstünde yiyecekler çıkarılır.Konuklar yatılı
gelmişlerse temiz yataklarda yatırılır.Ayrı bir oda açırılır.
Türk misafirperverliği yöremizde bütünüyle
gözükmektedir.Fındık toplama ve fındık harmanlama , ayıklama
zamanında misafirliğe gidilmez.Herkes fındık ayından bir an
önce cıkmak için çabalar.
TÖRE
DÜZENİ,ÖRF,ADET,GELENEK ve GÖRENEKLER
Örf
Örfler çoğu zaman toplumun katı beklentileri olarak
nitelenen bir takım örnek tutum ve davranışlardır.Örfler
aynı zamanda toplumu ,herhangi bir değer sisteminin
bünyesini oluşturan temel taşlarını da temsil ederler .Bu
değerler sistemi,toplumsal yapının durumuna göre giderek
özel bir hukuk sistemine göre ya da o sistemdeki bir yasa
maddesine de gerekçe olur.
Örflerin bireyle birey,bireyle aile,bireyle komşu ve
akrabalar , bireyle halk ve ulus arasındaki
ilişkileri,davranışları ,tutum ve tavırları düzenleyen ve
belirleyen işlevleri vardır.Toplumun her üyesini sürekli
olarak baskı altında tutan örfler, zorlayıcı yaptırıcı ya da
yasaklayıcı yaptırımlarıyla bireyin grupla cemaatle ya da
toplumla uygunlaşımını sağlar.Öte yandan cins,taş,sınıf ve
mesleklere göre belirlenmiş çeşitli örfler bunlar arsında
bağlantıyı koruma,kollama,pekiştirme ve denetleme
işlevleriyle de yüklüdürler.
Örflere karşı çıkma kimi toplumlarda yasaya karşı çıkmakla
bir tutulur,hatta bu zaman zaman yasalarında üstüne çıkarak
katı ve bağımsız bir tutumla birey cezalandırılır.
Adet
Adetler tıpkı örfler gibi birçok sosyal içerikli ilişkiyi
düzenlemekte,yönetmekte ve denetlemektedirler.Toplumsal
yaşamın düzenli gitmesine,kuralların uygulanmasında adetler
etkili olmaktadırlar;örnegin karşılama ve uğurlamalar; yemek
ve sofra düzenleri; geçiş dönemleriyle ilgili kutlama ve
kutlamalar; kız isteme, nişanlık ve evlenme usülleri;
cinsler,yaş grupları,meslek mensupları arasındaki
ilişkilerin biçimleri gibi şeyler adetin alanına girer.
Adetler çeşitli kökenlerden kaynaklanmış ve
biçimlenmişlerdir;bunlar içerisinde geçmiş zamanlarda yaşama
biçimleri ,dünya görüşleri,ilginç rastlantı ve olaylar
önemli bir yer tutarlar.Bir toplumda ,toplumun bütününü
ilgilendiren adetler olduğu gibi,çeşitli mesleklerin ,
mezheplerin,etnik grupların vb. kendilerine özgü adetleri
vardır.Adetlerin pratikteki uygulanışı giderek
gelenekleşmesini sağlayan bu konuda bilinçli yada bilinçsiz
görev üstlenen yaş ve cins gruplarıyla dinsel
liderler,dernek yöneticileri,oyun grubu başkanları
bulunmaktadır.Kimi adetler oldukça durağan ve sürekliyen,
kimisi de zamanla değişebilen niteliktedir.
GELENEK
Gelenekler geniş anlamıyla bir kuşaktan ötekine
geçirilebilen bilgi,tasarım,boş inanç,yaşantı biçimi;daha
geniş anlamıyla da maddi olmayan kültürdür.Dar anlamda ise,
kuşaklar boyunca bir toplumun kutsal ya da politik işleri
gibi önemli konulardaki görüşleridir.Gelenekler,sözlü ve
yazılı olmak üzere iki bölüme ayrılır.Tıpkı adetler gibi
,ama onlardan daha güçlü olarak toplumsal yaşamın
düzenlenmesinde ve denetlenmesinde önemli rol oynar
nitelikleri bakımından genellikle tutucu olan gelenekler
aile,hukuk,din ve politika gibi toplumsal kurumlar üzerinde
etkilidirler;bilim ve sanat,geleneklerin daha az etkisinde
kalır.Bireyin bağlı bulunduğu grubun yada toplumun
geleneklerine karşı çıkması ,bu karşı çıkışın derecesine
göre bireyin toplulukça aforozundan saldırıya uğramasına,hoş
görülmesinden alaya alınmasına kadar genişleyen tepki
türlerinde biçimlenir.Geleneklerin tıpkı örfler gibi
yasalarla belirlenmiş türleri vardır.Yasa geleneklere ve
onlara aykırı davranışlar için verilecek olan cezaları bu
ölçüye sokmaya çalışır.Gelenekler,genellikle yasalardan çok
daha geniş bir alanı yönetirler.
Göreleliler gelenek ve göreneklerine bağlıdır. Gelenek ve
görenekler halk üzerinde birleştirici ve bütünleştirici
etkilere sahiptir.İlişkilerde dostluk ve akrabalık yönlerini
güçlendirir.
GÖRENEK
Göreneğin ,örfe,adete,geleneğe bakarak yaptırım gücü daha
zayıftır.Örfteki yapılma zorunluluğu,adetve gelenekteki
yapılmalı özelliği,görenekte yapılabilmeli özelliğini
alır.En yalın anlamıyla bir şeyi görüle geldiği gibi yapma
alışkanlığı olan görenek,öteki sosyal alışkanlık gibi
gerekli ve uygun görülenleri kapsar.Ama bunların mutlaka
yerine getirilmesini istemez .Öteden beri yapıla gelmekte
olan ,fakat henüz adet durumunu kazanmamış olan bu davranış
biçimlerine grubun,toplumun gelişmesine uygun yenilikler
eklenir.
Görenekler günlük yaşantımızın gerekli gördüğü ilişkilerin
düzenlenmesinde ,bireyler arasındaki sürtüşmeleri azaltmakta
,toplumsal ilişkilerin kolaylaşmasında ,belirleyici rol
oynar.Komşu ziyaretlerinde ,hasta yoklamalarında
,alışverişte,tanışma ve tanıştırılmalarda nasıl
davranılacagını belirleyerek ilişkilerin düzenli gitmesine
yadımcı olur.
Mayıs Yedisi
Mayıs Yadisi adlı Rumı takvıme göre konulmuştur.Rumi takvime
göre 7 mayıs,kullanmakta oldugumuz miladi tak. göre ise her
yıl mayıs ayının 21, gününe denk gelmektedir.Mayıs yedisi
geldiğinde dere ile denizin sularının birbirine karıştığı
yerden su alınır.Su alma işi özellikle "seher vakti"nde
yapılır. Özellikle yeni doğmuş çocuklar ile nazara ,sihire
yakalandıklarına inananlar bu suyla yıkanır.Yıkanma
sırasında dualar edilir.Böylece gelecek yılın mayıs yedisine
kadar korunulmuş olur.
Bu gelenek ,denizden uzak iç kesimlerdede uygulanır.Mayıs
yedisinde dere ile denizin karıştığı yerden su alamayanlar
ise seher vakti arasında besmeleyi çekerek evden çıkarak
yedı ayrı gözden (kaynaktan)kaplarına su ile
doldururlar.Yine nazarsa,sihire ve büyüye karşı bu suyla
yıkanırlar.
Mart
dokuzu
Mart Dokuzu geleneği ,ölüm ve hayat ile ilgili olup halen
sürdürülen bir gelenektir.İnanılır ki ,Martın dokuzuncu
gününde tüm cadılar toplanır.Kimi kedi,kimi sinek,kimi köpek
şeklinde kılık değiştirerek kırkını aşmamış çocukları
yerler.Bu nedenle Martın dokuzunda kırkını aşmamış çocuklar
özel bir dikkatle korunulur.Tahta yemek kaşıkları içinde su
bırakılır.Amamç cadıların yemek yenilen kaşıklara ağızların
sürüp kirletmelerini engellemektir.
Ayakbağı Kesme
Kimi
yürüme güçlüğü çeken çocukların ayaklarında adım atmalarını
engelleyen bir bağ olduguna inanılır.Bunun için ya bir üzüm
teveğinden yedi kere çekilir ya da herhangi bir ailenin ilk
çocuğu ,yeni doğmuş bir bebeğin ayağına üç kere ip
bağlayarak koparır.Böylece bebek ayakbağından kurtulmuş
sayılır.
Kız
Kaçırmak
Kız
kaçırma olayı günümüzde çok az vuku bulunmaktadır.Bu olay
daha çok iki tarafın rızasıyla olmaktadır.Ancak eski yılarda
kız kaçırma zor kullanarak da olmaktaydı.M.Lermiolu,eski
yıllarda kız kaçırma olaylarını şöyle
anlatmaktadır:"Evlenecek delikanlı seviştiği kızın yolunu
bekler veye bulunduğu yeri tespit eder,bizzat veya
arkadaşlarının yardımı ile kızı kaldırıp kaçırırdı.Bazen bu
kaçırmalarda zor da kullanılardı.Bu hal zorla kaçırılan
kızla kaçıran delikanlının yakınakrabaları arasında kanlı
hadiselerin doğumuna sebep veriridi."Köylerimizde bu iptidai
ve çirkin adetten başka başlık usulüde cari idi.Evlenecek
olan delikanlı ,evleneceği kızın babasına "başlık" namı
altında tarafların içtimai ve mali seviyelerine göre bir
miktar para vermek mecburiyetinde idi.
|