Giresun, sahip olduğu doğal ve tarihi değerler açısından turizme oldukça elverişlidir. Turizm sezonu, ülkenin batı ve güney sahillerinde olduğu gibi uzun değildir. Bununla birlikte son yıllarda turizm hareketlerinde bir gelişme olmaktadır. Deniz turizmi için iklim uygun olmaması, talebi tarih ve doğa turizmine doğru kaydırmaktadır.

Yörede bulunan yaylalar önemli bir doğal kaynaktır. İl merkezinde ve ilçelerde bulunan tarihi eserler yeterli zenginlikte bulunmamasına rağmen, gerekli tanıtım ile belirli bir ilgi oluşturma şansına sahiptir.

İklim ve bölgesel özellikler nedeniyle Giresun’da, güney sahillerimiz benzeri dış turizme dönük bir kullanımı düşünülemeyeceği açıktır. Ancak, özellikle ilin yerli nüfusuna ve çevresindeki iç yerleşmelere yönelik ve daha çok orta gelir grubunun talebini karşılamaya dönük deniz turizminin teşviki yararlı görülmektedir.
1970’li yıllarda, turizme gerekli önem verilmeye başlanmıştır. Kuşçulu köyü ile Çavuşlu’da birer motel inşa edilmiştir.

Turizm konusunda yörede yayla turizmine öncelik verilmelidir. Deniz turizmi, hem yöneleceği kesim, hem de ekonomiye katkısı yönüyle oldukça sınırlıdır.

Görele’nin yayla turizmi Sis Dağı’nda yapılmaktadır. Küçük yaylalar topluluğundan meydana gelmiş olan Sis Dağı (Otçu Göçü) Şenlikleri, her yıl Temmuz ayında yapılmaktadır. Sis Dağı şenliklerine, ilki 24-25 Temmuz 1999’da yapılan Dokuzgöz Yayla Şenlikleri de eklendi. Bunların yanında haç Dağı’nda tarihi açıdan ayrı bir önem arz etmektedir.Görele turizminde önemli bir yer tutan bu yerleri tanıyalım.

SİS DAĞI

Görele ilçe sınırları içinde bulunan Sis Dağı, Doğu Karadeniz sıradağları’nın uzantılarından biridir. Yüksekliği 2182 metredir. Sahile 40 Km. uzaklıkta olan Sis Dağına 1,5-2 saatte ulaşılmaktadır. Sis Dağı üzerinde yirmiyi aşkın oba vardır. Obalar çevrede bulunan köy ve kasabaların adları ile anılır. Obalardan bazıları şunlardır: Eynesil, Şarli, Gülefyurdu, Ağalar Tamı, Ağılık Düzü, Yatak Yeri, Bakır Alanı, Erkek Su, Han Yanı, Ambarlı ve Örümcek obaları olarak sayabiliriz. Deniz seviyesinden en çok ulaşılan ve en yüksek yer olması Sis Dağının önemini artırmaktadır. Sis Dağına ulaşım için daha çok iki güzergâh kullanılır. Eynesil Ören Beldesi yolu, Şalpazarı, Geyikli ve Ağasar derelerini takip eden yol. Bunların dışında yakın çevre köylerde kendi belirledikleri patika yollardan ulaşırlar. Her yıl çevre yerleşim yerlerinin katılımı ile Temmuz aylarında Sis Dağı şenlikleri yapılır. Sis Dağı ” C statüsünde Milli Park” olarak korunmaya alınmıştır.
“Öyle bir tutku ki asırlardır süren özlemin, yaşam biçimin doğa aşkını günümüze yansıyan bölümüdür. Yayla kültürü, doğa ile iç içe yaşamak binlerce yıllık göçebe geleneğinden kaynaklanmaktadır. Anadolu’ya taşınan bu anlayış günümüzde farklı uygulamalarla devam etmektedir. Eskilerin yol hikâyelerinden başlamak istiyorum. Kış mevsiminde karla kaplı olmayan sahil şeridinde otlayan hayvanlar yaz aylarında geniş otlakların bulunduğu yaylalara çıkarıldı. Okulların kapanması ile sahildeki boğucu nemli havadan kaçan insanlar yaylalara göç etmişlerdir.

Mısır tohumlarının tarlaya ekilmesinden sonra başlayan hazırlıklar yolda ve yaylada gerekli olan ihtiyaçların at, katır gibi hayvanlara yüklenmesiyle yola çıkılır. Eskiden yapılan yayla göçleri bir yaşam biçiminin, tutkunun folklorik izleridir. İhtiyaçların doğrulduğu sepet (şelek) sırtlarda, süslü boncuklarla, püsküllü boğazlarına ziller (çan, kelek) bağlanan hayvanlar neşe içerisinde türkülerle devam eden yolculuk.”
HAÇ DAĞI

Görele’ye üç kilometre kala viraj dönülünce küçük, küçük mütevazi bir düzlükle karşılaşılır. yaşlanınca kurumasın, yeniden canlansın düşüncesi ile gür, iri dalları kesilmiş bir çınar ağacı dikkat çeker. Onun bir yanında tarihi bir çeşmeden dökülen suyun sesini duyarsınız. Gövdesi dörtgen olan bu taşçeşmenin üstü üçgendir. Gövdesindeki oval taş çanaktan berrak bir su akar. Su kışın ılık, yazın soğuktur. Çınarın diğer yanında sarı boyalı, dar fakat uzun balkonluköy konağı vardır. Onun yanında önce sola, sonra sağa kıvrılan yol, yeşillikler arsında yükselir gider.

Nihayet bütün görkemi ile karşınıza dikilir Haç Dağı. Uzaktan bakılınca Haç’a benzeyişinden almıştır adını belkide. Kimileri de “Haç” değil “Haş Dağı” olduğunu söylerler adının. Sahilden üç kilometre yukarda olan bu dağın zirvesi, deniz seviyesinden yaklaşık bin metre yüksekliktedir.
Haç Dağı’nın tepesinde bir top sahası büyüklüğünde düzlük vardır. Düzlüğün etrafında ağu denilen sık ve bodur çalılıklar vardır. Bunlar mor ve sarı renkte çiçeklerle bezenmiştir. Düzlüğün hemen altında, toprağın üzerine yatmış olan taş çanaktan buz gibi su akar.

Zirvenin güneyinde “Evliya” denilen bir yer vardır. Burada şehit olan vatan kahramanlarının yattığı söylenir. O an hüznü ve sessizliği yaşarsınız, duygulanırsınız. Gözlerinizden birkaç damlanın süzüldüğü olur. Elinizi kaldırır dua edersiniz.
Zirvenin hemen altında “Dongirik” denilen bir mağara vardır. İçine taş attığımızda “don don” diye sesler çıkararak derinlere doğru yuvarlanır. Bu mağara adını bu sesten almıştır.

Dongirik’in yan tarafında içi oyuk bir taş vardır. Bu taş, dibeğe benzer. Buğday dövmek için iri bir taşın içini oyarlar ve buna “dibek” derlerdi. hala bu dibeklerden köylerde bulunmaktadır. İçi oyuk taşta biriken yağmur suları yeşilimsi bir renktedir. bu suyun şifalı olduğuna inanılır. Siğilleri ve sivilceleri yok ettiğini söylerler. Buna “Siğil Suyu” derler.

DOKUZ GÖZ YAYLASI

Denizden yüksekliği 1000 metre civarında olan Dokuzgözün tamamı Görele sınırları içerisinde ve Görele’nin köyleriyle çevrilidir. İsmini; dokuz ayrı su kaynağının bulunmasından almıştır. Çevredeki köylerin merası olarak kullanılan Dokuzgöz yer yer geniş düzlüklere sahiptir. Yöremizde bulunan yaylaların iklimsel özelliklerini taşıyan Dokuzgöz’e ulaşım iki ayrı yoldan yapılmaktadır. Biri Yeğenli köyünden, diğeri ise Daylı köyündendir.
Dokuzgöz iki büyük düzlüğe sahiptir. Bunlardan biri ismini aldığı yer olan dokuz “göz”ün bulunduğu düzlüktür. Diğeri ise bu düzlüğün yukarısındaki büyük düzdür. “Büyük Düz”den, Tirebolu- Eynesil arasındaki sahil ve çevre köyler gözükmektedir. Dokuzgöz tepesi (Büyük düz) arkasındaSis Dağı, diğer tarafta Haç Dağı ile Karadenizi selamlamaktadır. Dokuzgöz, deniz gören ve sahilden en kısa sürede ulaşılabilen, yöremizdeki en yüksek tepe özelliğini taşımaktadır.

Dokuzgöz’ün bir bölümü son yıllarda Orman Bakanlığı tarafından Milli Park yapılmış olup buralara gelenlerin konaklaması içinde gerekli tesisler inşa edilmiştir. Bu tesisler kurulduğundan bu güne kadar gerekli ilgiyi görememiş olup, yöremisdeki turizmin gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla bu tesislerin işletmesini 1999 yılında Görele Belediyesi almıştır. Ayrıca Görele Belediyesi ve İstanbul’da kurulu bulunan Görele Dernekleri Birliği ile ortaklaşa I. Dokuzgöz Yayla Şenliği düzenlenmiştir.